Said Nursi’nin ölümünden sonra

Said Nursi’nin ölümünden sonra   Nurcular, cemaatin nasıl yönetileceği konusunu görüştüler. Geniş bir tabana oturan cemaatin dağılmaması için tedbir almak gerekiyordu. Cemaatin başına bir kişinin seçilmesi, en yakınındaki kişilerden bir istişare heyetinin kurulması, “Ağabeylerin” hareketi yönlendirmesi, siyasi bir teşkilat kurması gibi görüşler dile getiriliyordu. Bu tip fikirler ortaya çıkınca Zübeyir Gündüzalp, “Ağabeyleri”, yakınları ve iddia sahiplerini bir araya topladı. Tahiri Mutlu, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan, Hüsnü Yeğin, Bayram Yüksel, Mehmet Fırıncı gibi Nur Cemaati’nin ileri gelenleri Zübeyir Gündüzalp’i hareketin başına getirdiler ve kendileri de onun altında bir iştişare heyeti oluşturdular. Bu dönemde sayıları 750 bini bulan Nurcular onca soruşturmaya rağmen büyük ölçüde bütünlük içinde hareket ettiler. Ölümden sonra toparlana Nurcular, 27 Mayıs ihtilalinin gerçekleşmesinden sonra bazı sarsıntılar geçirdiler…

duyan sevenleri yurdun

Said Nursi 23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa’da vefat eder. Vefatını duyan sevenleri yurdun dört bir yanından şehre akın ettiler. Zübeyir Gündüzalp, Bayram yüksel, Mustafa Sungur, Tahiri Mutlu, Hüsrev Altınbaşak, Ceylan Çalışkan gibi Nurcuların “Ağabeyler” kesimi, bir yandan cenazeyle, diğer yandan ise şehre gelen Nurcularla ilgilenmekteydiler. Cenazenin nereye gömüleceğiyle ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülüyordu. Bir kısım Nurcular,  Üstadın Isparta ve Barla’da çok sürgün kaldığı için buralara defin edilmesini istiyorlardı. Hatta bu yönde başbakan Menderes’e kararlarını ileten Demokrat Partili vekillere Menderes, “Kararı Nurcular versin” diyordu. Ama Nurcuların “Ağabeyler” kanadı Hüsrev Altınbaşak dışında “Evliyaullah öldüğü yere defnedilir” diyerek Urfa’ya gömülmesinden yana tavır aldılar. Zaten Said Nursi “Ben Urfa’ya ölmeye geldim” diyerek gömüleceği yeri göstermişti. Yapılan iştişarelerden sonra Urfa’da balıklı Göl’ün yanındaki kabre defnedildi.

Nurculuk, Anadolu’da başlamasına

Nurculuk, Anadolu’da başlamasına rağmen bugün dünyanın dört bir yanında etkinliğe sahip büyük bir cemaattir. Aslında cemaatin ötesinde çok büyük bir sivil güç olarak da tarif etmek mümkündür. Said Nursi El Kürdinin (1930 yılından sonra kendi kullandığı imzasıdır) 1960 yılında vefatından sonra bölünmelere uğrayan Nur Hareketi bugün kendini farklı kollar ve farklı çalışma yöntemleriyle anlatıyor. Nur Hareketi’nin beslendiği Risale-i Nur’larla ilgili olarak bugüne kadar bu kollar arasındaki tartışmalar hep kendi iç sohbetlerinde sınırlı kaldı. Fakat başta Ord. Prof. Dr. Sulhi dönmezer ve sonrasında birkaç bilim adamının bilirkişi olarak yazdıkları raporlar Risale-i Nur’ların belirli alanlarda sansüre tabi tutulduğu gerçeğini ortaya koyuyordu. Sansür bizzat Risale-i Nur’un ilk öğrencileri tarafından Said Nursi’nin vefatından sonra yapılmıştı.

Bu ülkede çocukları öldürmeyin,

Bu ülkede çocukları öldürmeyin, ey çocukları öldürenler, ey onların üzerinden dizayn yapanlar ey duygularını göstermelik gösterip, çocuklar üzerinden vicdanlarını temizlemeye çalışanlar çocuklarımızdan uzak durun. Onlar üzerinden siyaset yapmayın, masumlar üzerinden oy devşirmeye ve siyaseti dizayna kalkışmayın.

Bu ülkede sizler vicdanlarınızı ayırırken bizden , mezarlarımızı ayırmayı beklemeyin. Halepçe’nin de, Bosna’nın da, Darfur, Arakan, Suriye ve Mısır’ın çocuklarına ağlayabiliyorsanız, kendi ülkenizde herhangi bir çocuğun ölümünü ayırmadan göz yaşı dökebiliyor ve meydanlara inebiliyorsanız sizler bu ülkede oyunları bozabilirsiniz yoksa kusura bakmayın sizler de o oyunun bir parçasısınız…

Ölümlerin Suriye’nin açlıktan ölen çocuklarını

Ölümlerin Suriye’nin açlıktan ölen çocuklarını kendi ülkemizin çocukları gibi göremedik. Haksızlık kimden kime karşı geliyor diye baktık ve öyle tavır koyduk ortaya.Geçmişte “Faili meçhullere” giden, küçük teröristlerin acılarını kendi evimizde hissedemedik. Dün on binlerce kişinin katılıyla yolcu ettiğimiz Berkin Elvan’ın ekmeğini Burak Can Karamanoğlu’nun ailesi ile paylaşamadık.
Bu ülkede Çocuklar üzerinden siyaset dizaynı yapanlar, çocukların derdini konuşmaktan çok öte, cezaevlerinde tecavüze uğrayan,yaşları büyütülen çocukları görmezden gelen bizlerin yaşadığı toplum bir günde demokrat kesildi. Bir günde bütün günahlarımızdan arınacağımızı zannettik ama gözyaşlarımızı bile ölümlerde ayırdık.

Malatya Escort da Uyarılma Bozukluğu

Malatya Escort da Uyarılma Bozukluğu

Malatya Escort Bayanlarda sürekli olarak veya tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın, yeterli bir ıslanma, kabarma tepkisinin sağlanamaması ya da cinsel etkinlik bitene kadar sürdürülememesi olarak tanımlanabilir. Malatya escort cinsel uyarılma bozukluğu, Malatya eskort cinselliği haz almadan yaşamasına, bu da cinsel ilişkide orgazm olamamasına neden olur. Bu nedenle sıklıkla orgazm bozukluğu ile görülür.

Malatya bayan escort ile cinsel ilişkiye istekle başlansa da ilişki biçimi, süresi ve şekli uyarılmanın ortaya çıkabilmesi için yetersiz kalabilmektedir. Cinsel istek duyduklarında kısa süre içinde cinsel birleşmeye hazır olabilen, orgazmı yaşayıp ilişkiyi bitirebilen erkeklerin cinsel ilişkiyi bu şekilde yaşayış tarzları, yeterince uyarılmadan cinsel birleşme yaşamak istemeyen yaşasa da keyif alamayan malatya escortlar  için sorun yaratabilmektedir.

Malatya escort cinsel hazzı dolayısı ise uyarılmayı kendisi için istemeli ve uyarılmaya izin vermelidir. Bu anlamda, cinselliğe bakış, cinsel gelişim ve cinsellikle ilgili yanlış inanışlar belirleyici olabilmektedir. Örneğin: Malatya Bayan escort, cinsel uyarının süresini kendisi kısa tutma veya cinsel uyarılma bölgelerinin uyarılmasından kaçınma isteğinde bulunabilmektedir. Kendisi izin vermediği sürece de malatya bayan escort’un uyarılması mümkün olamamaktadır.

Bedensel rahatsızlıklar, ilaç kullanımı, psikiatrik rahatsızlıklar da Malatya escort’un cinsel uyarılma bozukluğunun yaşanmasına neden olabilmektedir.

 

Kaynak: malatya escort

Samsun Escort İntihar haberi

Samsun Escort Bayan’dan Aldığımız habere göre Samsun’da çok üzücü bir olay yaşanmış.

Samsun Escort’a göre Samsun’da bir binanın 5. katından pencereden atladığı iddia edilen genç kız hayatını kaybetti.

Samsun’un, İlkadım ilçesinde, Ordu Üniversitesi Gıda Mühendisliği’nde yüksek lisans yaptığı öğrenilen Türkün Karakuş (25), Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi olan kız kardeşi ile birlikte İstasyon Mahallesi Saadet Caddesi’ndeki kaldığı evin 5. katındaki penceresinden kendini aşağı attı.

Ağır yaralanan genç kız ambulansla kaldırıldığı Gazi Devlet Hastanesi’nin acil servisinde hayatını kaybetti. Türkün Karakuş’un haftada 2-3 gün staj yaptığı memleketi Ordu’ya gittiği öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Samsun Escort bu haberle bizi çok üzdü. Samsun escort bayan’dan daha sevindirici haberler bekliyoruz.
kaynak: samsun escort

Ankara Escort Bayan

Ankara Escort Bayan

Ankara Escort Bayan dün veya ondan bir önceki gün farklı bir arayış içine girmiş. Döne dolaşa nerede iş var diye aramaya başlamış. Dikmen escort bayanları arayarak iş hakkında konuşmuş. Onlardan da beklediği haberi alamamış. Daha sonra Eryaman Escort kızlardan bir kaçını arayarak onlarla konuşmuş. Batıkent escort olarak ilan veren bir bayanla da görüştükten sonra Ankara’da iş olmadığına karar vermiş.

Ankara’da bir çok semtte ve ilçede çalışan escort bayanlarla görüşülüyor sürekli fakat kimse halinden memnun değil.

Ankara Escort bayanlar eskiden işlerin çok iyi olduğunu fakat ekonomik krizdi, seçimdi derken herkesin kendi derdine düştüğünü ve Ankara escort bayanların unutulduğunu söylüyorlar.

Ankara Çankaya escort bayanları haricinde diğer semtlerde çalışan escort bayanlar her zamanki işlerin olmadığını söylüyorlar. Çankaya Escort kızlar da aynı durumdalar fakat eskiden olan işler olmasa da yinede günü kurtaracak kadar işin olduğunu karınlarını bir şekilde doyurduklarını söylüyorlar.

Escort bayanların söylediklerine göre Ankara’da işler artık açılacak gibi değil. İşi olan kazanıp yiyor işi olmayan da benimkini yesin ne yapalım. İşimiz gücümüz yok da escort kızları mı düşüneceğiz.

kaynak: ankara escort

Bu ülkede vicdanlarımız ayrıldı.

Bu ülkede vicdanlarımız ayrıldı. 15 yaşındaki çocuklar ölürken buna üzülenler kadar üzülmeyenlerin yaşadığı bir ülke haline geldik. Biz duygusunun parçalandığı evlerimiz oldu, sokaklarımızı oluşturduk. Birbirimizi engel gördüğümüz günlere geldik.
Ceylan Önkol’a ağlayanlarımız, Uğur Kaymaz’ı görenlerimiz, Esma’yı,Yasir’i, Muhammed’i görmedi. Kürt çocukları için için ağlayanlarımız Gazze’yi,Arakan’ı,Dadaap Kampı’na gözlerini kapattı. Türk çocuklarına ağlayanlar Kürt çocuklarını görmedi. Okmeydanı için yürüyen on binlerin çoğu diğer çocuklar için kılını kıpırdatmadı.Ölümlerin mezheplerini ayırdık, sağına soluna baktık, “Kimden ölmüş” diye arsızca sormaktan öte durmadık. Kafalarımızdaki hapishaneleri yıkamadık ve ölümleri de ayırarak beyaz kefenleri kirlettik.

partinin ve ideolojinin devletini değil

Türkiye’de hiçbir vesayeti kabul etmiyoruz. Bu bakımdan Türkiye’de vesayeti kim oluşturmak istiyorsa alın tutun kulağından ve hukukun karşısına çıkarın ki bu ülke esas sorunlarına ve büyümesine odaklanabilsin. Bir Müslüman olarak, bir cemaatin, bir yapının, bir partinin ve ideolojinin devletini değil, hukuk devletini istiyoruz ve bunun için mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ne olursa olsun Türkiye’de herkes için işleyen ve adalet dağıtan paraler olmayan bir devlet mekanizması istiyoruz…

Şuan bu halk size sahip çıkıyorsa size hala inandığı içindir, güvendiği içindir…Sizin yanınızda siyaseten duranların bir kısmı çok sağlam durmayabilir ama bu halk sizin yanınızda sağlam bir şekilde duruyor ve onların geleceklerini ipotek altına alan her türlü yapıyı bertaraf etmekte sizin göreviniz, halk sizden bunu bekliyor…

Lütfen aşımıza ve ekmeğimize göz koyanları yargı karşısına çıkarın ki, bizde yarınlarımızdan emin olalım…Lütfen artık hukuku ve adaleti konuşturun…